Yaratılış teorisi; Var Oluş Hizmete Adanmışlık Esası Üzerinedir

Yaratılış kozmik işleyiş içinde tek bir bütündür. Bir anlamda Yaratan’ın İradesi ve emri olan Şuur en yüksek esas ve yasaların işleyişine adanmıştır. Varlıklar o şuurun çeşitli kademelerinde yer almakla aynı şekilde işleyiş için hizmete adanmışlardır.

yaratılış

İnsanın O Bir Esasa Hizmet için adanmış Kudret Kanunu olduğu bilgisi vardır. Bugünkü şuurumuzla bu ifadeyi anlamamız mümkün değildir ama bir noktaya kadar hissedip kendimize çeki düzen vermemiz için bilgi ifade edilmiştir. Yaratılış ve var olma nedenimizin kökü, çok yüksek anlamı ve esası budur ki bu da bizim için en büyük sırdır.

İnsanın var olmak için adandığı hizmet nedir? Bu hizmeti ve adanmışlığı hissetmek ve adım adım derinleşmek için insanın bizzat kendisine hizmet için adanmış sistemleri de birlikte düşünmek ve hissetmek zorundayız. Birleştirilmesi gereken pek çok ikili anlamdan biri de bu iki adanmışlık anlamıdır.

Önce bana hizmet için adanan ruhsal ve dünyasal sistemleri keşfetmem icap eder ki, bu şükür ve hamd içinde olmamı sağlar, sonra şükür ve hamd benim kendimi neye ve nasıl adamam gerektiğini işaret eder. Çok basit bir örnek; bedenimizdeki bütün organlar birbirlerine adanmış hizmetleriyle sağlık ve bütünlük içindedirler. Ego, kendisine yapılan hizmetlerin çoğunu görmez, gördüklerini hakkı kabul eder, kendisinin başkalarına yaptığı hizmetlerin ise çok büyük karşılıklarını bekler. Egonun nihai kaderi acı ve yok oluştur ve insan kendini kendi rızasıyla egoya zincirlemiş ve aynı kaderi paylaşmaya doğru gitmektedir.

Kuşkusuz insan yalnız bırakılmamıştır ve egodan kurtuluşu için pek çok sistem kendisine hizmet etmektedir. Ancak bu hizmeti keşfetmek ve yararlanmak için bağlı olduğumuz Ruhsal Düzen’in bilgileri üzerinden çalışmak, bilgilere uygun yaşamak gerekir. Çünkü o yaşamın sağladığı enerji ile derinlik, hissediş kazanılır. Bize bugün en küçüğünden emredilen hizmette olma esası şu an için en büyük değerimizdir ve bizi içimizdeki hazineye götürecek yoldur. Ne var ki küçük görünen değerleri yaşamayanlar, büyük değerleri asla göremezler. Büyük değerleri göremeyenler ne esasta olabilirler, ne esas onlara açıktır. Var olanı, var sayan görür. Bu en büyük yasadır.

Nedir bu esaslar? Esaslar kalp gözünün onayladığı gerçeklerdir. Her esasın pek çok yönü vardır. Nasıl ki dağın arkasını görmek için o dağın tepesine çıkmak gerekirse o esası yaşamadıkça da akıl yolu ile o yönleri görmek mümkün değildir. İlk esas der ki: “Akıl ve gönül, bilgi ve eylem bir olmadıkça gerçeği bilemezsiniz. Doğruda ve iyide olmadıkça var oluşunuzun sebebini bulamazsınız. Beş duyu organınızla göremediklerinizi iyilik, doğruluk, hizmet, bilgi ve sevgi denilen beş esasla fark edeceksiniz.” Bu ilk esası en kıymetli yerimizde, gönlümüzde koruyabilir, böylece bize engel olan dağın zirvesine çıkabilirsek daha nice esaslar, sayıları binleri bulan esaslar önümüzde açılacaktır. Hayır esasa hizmet edenlerin bulunduğu seviyedir, bu seviyede bulunmak ibadettir.

ruhsal sistem

Bugün dünyamızın içine girdiği yeni enerji boyutunun sonucu olan karmaşayı ve acıları Ruhsal Sistemler çok öncesinden haber verdi. Bu bilgiye erişememiş olanlar büyük panik ve acı içinde. Ama haberdar olanların sakin ve güçlü olmaları gerekir. Esaslara sarılmadıkça dünya karmaşası içinde savaşan taraflardan biri olur ve acı çekeriz, güçsüz kalırız. Çünkü esaslarla uygun olarak kullanılmayan akıl ve duygular gerçeğin yanında değil kendince doğru bulduğu tarafta yer alır. Çatışan tarafların birinde olmak diğer tarafa karşı olumsuz duygular ve korkular içinde olmaktır. Gerçeğin yanında olmak ise sükûnet ve huzurla davranmak olayların nedenlerini anlamak ve sevgi dediğimiz büyük esasa dayanmaktır. Bunun için inanç şarttır. Bizim insanlığımız içimizin güzelliğidir. Sıkıntıya düşünce inançta güçsüz kaldığımız zaman başkalarını itham etmeden önce sarılamadığımız esasları düşünelim. Esaslar bize hem doğruyu, hem bu zor zamanlarda ne yapmamız gerektiğini gösteriyor.

Unutmayalım ki insan, bu muhteşem ve mecburi yolda sayısız yardımlar almakla birlikte yalnızdır. Gönül gözlerimizin açılması, gerçekleri görmemiz sadece bizim gayret ve çabamıza bağlıdır. Keşfetmek için didinmek, uğraşmak bizim işimizdir. Bize sadece yol gösteriliyor, bilgi veriliyor, bilgiye uyduğumuz kadar yaşam koşullarımız, sağlığımız destekleniyor, çeşitli fırsatlar sağlanıyor ama kelebeğin kozadan çıkması için kendisinin büyük gayreti esastır. Sistem üzerine düşeni yapıyor biz de üzerimize düşeni yapmalıyız. Dünya yaşamında olduğu gibi, “sınavda yegane bildiğim yerden geldi sınıfı geçtim” tarzında bir “üst boyuta geçme olanağı” yok. Geçiş için yeni ortama tam ve mükemmel uyum içinde olmamız gerekiyor. Bu durumda dahi bir adım attığımızda Sistem on adım yaklaşıyor. Daha ne olsun?

Yükselmek ağır ağır gerçekleşir ama düşüş çok hızlı olur. Kendimizi ziyan etmeyelim.

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.